Magazin

Şöhretin zirvesindeyken "Kirlendiğimi hissettim" dedi, çekip gitti

Abone Ol

Hepsi yıllarca emek verip elde ettiği şöhretin doruğundaydı.. Sonra bir gün aniden bavullarını toplayıp kimsenin isimlerini bile bilmediği, yüzlerini tanımadığı başka diyarlara gittiler. Bazıları bir süre sonra bambaşka biri olarak geri döndü, bazıları hala orada... İşte şöhretin getirdiği ayrıcalığı ellerinin tersiyle itip bambaşka ülkelerde sıradan insan olarak yaşamayı seçen o ünlüler.

Yıllar sonra bir yaz günü böyle görütülenmişti bir dönemin ünlü mankeni Begüm Özbek... Onu sokakta gören bir gazeteci tanımış ve deklanşöre basmıştı...

Özbek, bir dönemin en gözde mankenlerinden biriydi.. Eski başbakanlardan Tansu Çiller'in oğlu Mert ile yaşadığı ilişkiyle hafızalara kazınmıştı.

Tam da mesleğinin zirvesindeyken aniden ortadan kayboldu.. ABD'ye gitmişti Özbek... Yüzünü, adını, attığı her adımı herkesin bildiği İstanbul'u terk edip kimsenin kendisini tanımadığı bir ülkeye yerleşme kararı almıştı..

Turizm sektöründe uzun yıllar çalıştı Özbek. Bir röportajında söylediği gibi de şöhreti elinin tersiyle itip ABD'ye gittiği

Bir röportajında söylediği gibi "Bir gece yarısı gezmeden döndüğü sırada evinin perdesine çıkıp karşısında bir paparazzi ordusu gördüğü için" böyle bir karar aldığını söylemişti.

Neredeyse 20 yıl sonra Türkiye'ye döndü Özbek.. Yine yıllar boyu çalıştığı turizm sektöründe çalışıyor.

Bugün 40'lı yaşlarının başında olan Özbek, pırıltılı dünyaya ait eski hayatını da hiç aramıyor.

İstanbul'dan kaçan ünlülerden biri Atilla Saral..

Bir dönemin en gözde manken ve oyuncularından biri olan Saral da bir süredir büyük kentin karmaşasından uzakta yaşıyor.

Oyuncu İnci Türkay ile birlikte olan Saral'ın seçtiği yer Assos..

Kısa bir süre önce İstanbul'da sevgilisiyle görüntülenen Saral "Ne işim var İstanbul'da. Keşke daha önce taşınsaydım. Herkese de tavsiye ederim" dedi..

Hem tiyatro sahnesinde hem de TV dizilerinde tanınmıştı Akasya Asıltürkmen.

William Shakespeare'in Bir Yaz Gecesi Rüyası, Neim Simon'ın Aşk Kokusu'nun da aralarında bulunduğu bir çok filmde rol aldı.

Saklambaç, Çınaraltı, Lise Defteri, İpsiz Recep gibi dizilerde kamera karşısına geçti.

35 yaşındaki Asıltürkmen, bir süre önce hayranlarının hiç beklemediği bir karar verdi ve tas tarağı toplayıp yurtdışına gitti. Hem de çok uzaklara..

Asıltürkmen bir süredir Güney Afrikanın Johannesburg kentinde.

Orada eğitimin sürdüren oyuncu, yaşamından kesitleri de Twitter sayfasında hayranlarıyla paylaşktı uzun süre. Yakın arkadaşı şarkıcı Göksel'in kendisini ziyareti sırasında çekilen fotoğrafları da sayfasında yayınlamıştı...Genç oyuncu bir süre önce Türkiye'ye döndü.

Bir döneme sesi ve şarkılarıyla damga vuran Yüksel Uzel ise gencecik yaşında sağlık sorunları yüzünden 'erken' emekliye ayrılmak zorunda kaldı. Bir aşk yüzünden de yaşadığı ülkeyi değiştirdi. Kilometrelerce uzağa Güney Arika'ya yerleşti.

İlki 31 yaşında olmak üzere iki kez anevrizma geçiren Uzel, kelimenin tam anlamıyla ölümün kıyısından döndü ve yeniden hayata tutundu.

Kritik ameliyatlar geçirdi ama her seferinde dimdik ayakta durabilmeyi başardı.Ama geçirdiği bu rahatsızlıklar onun hayatını da tamamen değiştirdi.

Hem sağlık sorunları yüzünden hem de aşık olduğu için Türkiye'yi terk edip çok uzaklara Güney Afrika'ya yerleşti.

Şimdi orada büyük kentin karmaşasından sanat dünyasının girdaplarından uzakta huzurlu ve sakin bir hayat sürdürüyor.

Zaman zaman Türkiye'ye dönse de hayatını orada sürdürüyor.

1980'lerin Türkiye'sinin en güzel kadınlarından biriydi o... Işık Lisesi gibi Türkiye'nin en iyi eğitim veren kurumlarından birini bitirdi. Sonra da Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi'ne girdi... Normal bir insanın hayal edebileceğinden fazlasına sahipti sözün kısası. Ama "İstanbul beni her zaman boğuyordu. Kirlendiğimi hissetmeye başlamıştım. Her şey bir oyundu. Bu oyunu daha fazla oynamak istemedim" diyerek bavulunu topladı ve şöhretini, parlak kariyerini, mesleğinin getirdiği kazancı elinin tersiyle iterek İstanbul'u terk etti...

Kelimenin tam anlamıyla İstanbul'un göbeğinde yani Şişli'de büyümüştü İldeniz... Tam bir şehir çocuğuydu... Daha sonra adımını attığı parlak dünya da ona bir çok insanın hayal bile edemeyeceği olanakları sunuyordu.

Ama ona göre "hayat neşeli bir maceraydı"... Tıpkı Peter Pan romanı gibi... İçinde hep sakladığı o büyümeyen çocuk da onun yol göstericisiydi. Ve kendi deyimiyle hep hayallerinin peşinden gitmeyi tercih etti. Dışarıdan gelen tüm eleştirilere kulaklarını tıkayarak.

İstanbul dışında yaşama fikri de ilk kez 18 yaşında Bodrum'a gittiğinde kafasında şekillenmeye başladı. Daha o zamandan plan yapmaya başladı. Hayalini gerçekleştireceği güne kadar da adım adım uyguladı.

Sonrasını bir röportajında şöyle anlatmıştı İldeniz: "Çok çalışmak ama buna karşılık çok kazanmak bana özgürlük sağlıyordu. Mesela ben akşam Ankara'da bir defileye çıkıp sabah da Paris'e gidebiliyordum. Tüm bunlar bana bir doyum getirdi."

İldeniz tam 16 yıl boyunca mankenlik yaptı. Bu sürenin sonunda da yaptığı işten ve yaşadığı hayattan artık istediği doyumu alamamaya başladı. Sonra hayallerine doğru bir adım daha attı ve birikimiyle Antalya'da bir arsa satın aldı.

Bu arada asıl mesleği doktorluk olan bir dönem mankenlik ve fotoğrafçılık da yapan Serdar Önal ile tanıştı İldeniz. İkili evlendi. 5 yıl daha İstanbul'da yaşadıktan sonra eşyalarını toplayıp Bodrum'a taşındılar.. İldeniz'in en büyük hayali gerçek oldu!

Kızları Leyla da aralarına katıldı. Çift uzun süre mutlu bir şekilde yaşadı. Sonra boşandılar ama dost kalmayı sürdürdüler. İldeniz bir daha İstanbul'a dönmedi. Gösteri dünyasından da olabildiğince uzak kaldı. Son olarak Hadi Gari Cumhur için kamera karşısına geçti.

İldeniz, neden şöhretin zirvesindeyken böyle bir karar aldığını "İstanbul beni her zaman boğuyordu. Kirlendiğimi hissetmeye başlamıştım. Her şey bir oyundu. Bu oyunu daha fazla oynamak istemedim" diyerek anlatmıştı.

Manken olarak başladığı kariyerini sunucu ve oyuncu olarak sürdüren Tarık Tarcan'ın öyküsü ise diğerlerinden biraz daha farklı.

Tarcan 22 yıl önce şöhretinin doruğundayken Antalya'ya yerleşme kararı aldı.

Sonra orası kalabalıklaşmaya başlayınca da Marmaris'in Bozburun köyüne geçti.

Kendi deyimiyle bir emekli hayatı sürdürdü uzun süre.. Yelken, tenis gibi sporlarla hayatın renklendirdi. Bu keskin virajı aldığında sadece 32 yaşındaydı Tarcan. Bu kararının gerekçesini de 'Şöhretin ruhu bozuktur" diyerek dile getirmişti Tarcan.

Ama sonra "Erken veda etmişim" diyerek mesleğine geri döndü.. Tarcan, Yeşilçam'ın ve ekranın ünlüleriyle birlikte Yıllar Sonra adlı dizi için kamera karşısına geçti. 2011 yılındaki bu deneyil parlak bir sona ulaşmadı.. Tarcan sakin hayatına geri döndü.

Şöhretin doruğundayken her şeyi geride bırakanların en çarpıcı örneklerinden biri Ergüder Yoldaş.

Bir dönem pop müziğe unutulmaz besteler armağan eden Yoldaş, kariyerinin zirvesiydeyken Büyükada'da inzivaya çekildi..

Görüntdüsü de tamamen değişen Yoldaş bir dönem tekrar Türkiye'ye geldi ama sonra tekrar münzevi hayatına geri döndü.

Onun öyküsü bir senaristin aklına gelse merakla izlenen bir film olurdu. Ama yaşadığı hayat kurgu değil, her anı "gerçek"... Murat Sümer, 1970'li yılların geleceği en parlak genç oyuncularından biriydi... Onu İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde öğrenciyken, Vakko'nun kurucusu Vitali Hakko kefetmişti. Bir süre mankenlik yaptı; sonra da fotoroman yıldızlığı... İşte Sümer'in Yeşilçam'dan oradan da Almanya'da bahçıvanlığa uzanan öyküsü..

O dönem çok gözde olan fotoromanlarda oydıktan sonra Yeşilçam'a geçti Sümer... Önce küçük rollerde göründü. Genellikle o dönemde gözde olan avantür filmlerde rol aldı. Ama görünüşü yüzünden hep temiz aile çocuklarını canlandırdı.

Hülya Koçyiğit, Ayhan Işık, Kartal Tibet, Tanju Gürsu, Tanju Korel ve Erol Taş gibi efsane isimlerle birlikte kamera karşısına geçti.

Siyah Eldivenli Adam'da Kartal Tibet'in kız kardeşinin nişanlısı rolünü üstlendi. İlk büyük rolü Tanju Gürsu ile kamera karşısına geçtiği Tek Kollu Bayram'da oldu.

1974'de Erol Taş'la birlikte Grizu adlı sosyal içerikli kısa metraj bir filmde oynadı.

Bu filmle Cannes Film Festivali'ne katıldı. 1978 yılında Murat Sümer'in hayatını değiştirecek gelişme meydana geldi.

Murat Sümer, şimdi 67 yaşında ve iki kızı var... Hayatını kentte bahçıvanlık yaparak kazanıyor... "Yaptığım işten hiç gocunmuyorum" diyor Murat Sümer ve öyküsünü şöyle özetliyor: "Maceracı bir ruhum vardı. Birkaç haftalığına gezmeye geldiğim Almanya'da kök saldım. Şimdi bahçıvanlık yaparak kendimin ve üniversiteye giden kızlarımın geçimini sağlıyorum. Bundan gocunmuyorum. Çalışmak ayıp değil. Ama açıkçası tekrar bir filmde oynamayı çok isterdim. Film dünyasına bir bulaşan bir daha kurtulamaz."