Yargıtay pişman olsa da affetmedi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, unutulan kartla bankamatikten 200 lira çeken ancak pişman olup parayı iade eden sanığın beraatine karar veren yerel mahkeme kararını bozdu. Sanığın "banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması" suçundan yargılanmasına hükmetti.
Tokat'ın Turhal ilçesinde bir kişi, bankamatik kartını ATM'de unutarak, ATM'den ayrıldı. Kart ATM içindeyken bunu farkeden bir kişi bankadan 200 lira çekti. Ancak daha sonra pişman olarak, parayı geri ödedi.
Unutulan bankamatikten izinsiz para çeken sanık hakkında dava açıldı.
Turhal 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanan sanık, parayı geri ödediği için etkin pişmanlık gerekçesiyle beraat etti.
Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 8. Ceza Dairesine geldi.
Daire, sanığın beraatine ilişkin yerel mahkeme kararını bozdu.
Dairenin kararında, sanığın eyleminin, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 245/1. maddesindeki "Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması" suçunu oluşturduğu belirtildi.
TCK'nın 245/1. maddesi, başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimsenin, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılmasını öngörüyor.
Asırlık davalara son!...
Vatandaş, artık dava açarken de, davası görülürken de ne zaman biteceğini bilecek.
Avrupa Konseyi ile birlikte bazı illerde pilot olarak uygulanan uygulamanın, yurt geneline hızla yaygınlaştırılması planlanıyor. Konuyla ilgili detaylar, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve kurmaylarından hafta içinde aldığı brifingde değerlendirildi. "Güven veren adalet" anlayışını hedefleyen hükümet, teknolojiden de en üst düzeyde yararlanarak, dava sürelerini kısaltmayı planlıyor. Halen Erzurum ve Amasya Adliyeleri ile Ankara İdare Mahkemelerinde pilot olarak uygulaması yapılan projeyle, yürütülen dava ve işler göz önünde bulundurularak "hedef yargılama süreleri" geliştiriliyor.
Molotof atan şimdi yandı
Hükümet artan şiddet olayları karşısında yeni bir güvenlik paketi hazırlıyor. Molotof kokteyli kullanımının cezası 5 yıla kadar hapis olacak. Örgüt tarafından molotof kullanılması halinde ceza artacak. Yüzü kapalı eylem yapan, kamu malına zarar veren, polise mukavemet eden “katmerli” ceza alacak. Polise hâkim ve savcı talebi olmaksızın önleme gözaltısı yapabilme yetkisi verilecek
Hükümet; artan şiddet olayları karşısında polisin yetkilerini artıran, kamu malına zarar veren, polise mukavemet eden ve yüzü kapalı eylem yapanların, “katmerli” ceza almasını sağlayacak düzenleme için kolları sıvadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki günkü açıklamasıyla işaret ettiği çeşitli yasalarda değişiklik öngören paket kapsamında cezası 2 yılın altında olup tutuklama kapsamı dışında kalan suçlar için “tekerrür” halinde tutuklamaya imkan verecek, hâkimlere ceza alt sınırı ne olursa olsun “tutuklu yargılama” kararı verebilme, polise hâkim ve savcı talebi olmaksızın, “önleme gözaltısı” yapabilme yetkisi tanıyacak düzenlemelerin de yer alabileceği belirtiliyor. Molotof atanlar ile özel ve kamu mallarını tahrip ederek zarar verenlerin cezaları ise artırılıyor.
Kulislere yansıyan bilgilere göre, pakette, yer alabileceği belirtilen belli başlı düzenlemeler şöyle:
Polis lehine esneklik
* Orantısız güç kullanımıyla ilgili hükümlerde polisler lehine esneklik sağlanması da paket kapsamında değerlendiriliyor.
* Şiddet ve terör eylemlerine katılanların tutuklu yargılanması sağlanacak. Bu çerçevede cezası 2 yılın altında olan suçlarda tekerrür halinde tutuklamaya imkan tanınabileceği, hakimlere ceza alt sınırına bağlı olmaksızın “tutuklu yargılama” kararı verebilme yetkisinin tanınabileceği belirtiliyor.
En az 5 yıl hapis cezası
* Toplumsal olaylar ve eylemler sırasında, kimliği gizlemek için yüzünü örtenlere verilen cezalar ile ilgili madde tekrar gözden geçirilecek. Kimliğini bu yolla gizleyenlere verilen cezalar yükseltilecek.
* Molotof kokteyli kullanımının cezası 5 yıla kadar hapis olacak.
Suç işlemek için kurulmuş örgüt tarafından molotof kullanılması halinde ceza yarı oranında artırılacak.
Okul yakmanın cezası arttı
* TCK’nın “Mala zarar vermenin nitelikli halleri” başlıklı 152. ve “Görevi yaptırmamak için direnme” başlıklı 265. maddesinde değişikliğe gidilerek, cezalar artırılacak. TCK’nın mevcut 152. maddesi uyarınca, kamuya ait bina ve eşyalara, siyasi parti meslek örgütlerinin binalarına zarar verenlere 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Bu suçun yakarak, yakıcı ve patlayıcı madde kullanılarak işlenmesi durumunda ceza 1 katına kadar arttılırken, bu suçun işlenmesi sonucunda haberleşme, demiryolu veya havayolu ulaşım alanlarında kamu hizmetinin geçici olarak aksaması halinde ise ceza yarısından 2 katına kadar arttırılarak uygulanıyor.
SMS 'hukuka uygun delil' sayıldı
Hırsızlık yapan personelin patronuna attığı, "Şikayetini al, bir hafta sonra laptopu alırsın" mesajı, emsal teşkil edecek bir yargı kararını beraberinde getirdi.
Yargıtay, iş yerinden hırsızlık yapan çalışanının, kendisini fark eden patrona gönderdiği cep telefonu mesajını, "hukuka uygun delil" saydı.
İstanbul'da çalıştığı kuaför salonundan laptop çalanpersonel, komşu dükkanın güvenlik kamerasınca görüntülendi.
Patronu olayı farkederek, çalışanından bilgisayarları geri getirmesini istedi ve şikayetçi oldu.
Olayı inkar eden çalışan, patronuna cep telefonundan "Şikayetini al, bir hafta sonra laptopu alırsın, almazsan da sen bilirsin, ben zaten bitmişim" şeklinde mesaj attı.
Cep telefonu mesajını tutanakla tespit ettiren patron, şikayetinden vazgeçmedi.
İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanan sanık, hırsızlık suçundan hapis cezası aldı. Mahkeme, sanığın suçu kabul ettiğine ilişkin cep telefonu mesajını da hukuki delil kabul etti.
Kararı temyiz eden sanık avukatı ise temyiz gerekçeleri arasında, sanığın gönderdiği cep telefonu mesajının hukuka uygun delil olamayacağı da ileri sürüldü.
Dosyayı görüşen Yargıtay 13. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını onadı.
Kararda, öncelikle şikayetçinin cep telefonuna gönderilen mesaj delilinin hukuka aykırı delil olup olmadığının irdelenmesi gerektiği belirtildi.
Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 132. ve devamı hükümleri uyarınca, haberleşmenin gizliliğini ihlalin suç olarak düzenlendiği hatırlatıldı.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. maddesi ve devam hükümleri uyarınca da şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla yaptığı iletişimin denetlenmesinin belli koşullara bağlandığı belirtilen kararda, aynı kanunun 206 ve 217/2. maddelerinde, "Yüklenen suç, hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir" denildiği kaydedildi.