Merhabalar,

Ben İstanbul’un güzel şirin semti çapa’da doğdum. Ve kendimi çok şanşlı hissediyorum bu yüzden.

Neden mi?

Anlatınca aynı jenerasyonda olduğumuz arkadaşlar bana hak vereceklerdir.

Bir mahallemiz vardı, Bakkal Mehmet Amcası, Yufkacı Güzeli, Camcı Remzi Abi, Çaycı Tahsin Amca, Toplarımızı kesen Tırcı Oflu Amca, Kuruyemişci Şakir Amca……bu böyle uzarrrr giderrrrr.

Anneler herkesin annesiydi, biri oğluna veya kızına sandviç yaptığında bizlere yapmamazlık yapmazdı. Sabah başlayan dostluk kahvesi akşam gün kararana kadar devam ederdi. Sokakta zaman geçirmek muhteşem bir şeydi hatta anneler çocuklarını mahalle esnafına emanet edip gidecekleri yere dahi giderlerdi. Öncelikle mahallemizde ahrete göçmüş olan tüm büyüklerimize Allahtan rahmet yaşayanlara hayırlı ömürler diliyorum. Şuan aklıma bir anekdot geldi bunu paylaşmak isterim. Bisikleti herkes alamazdı. Bir arkadaşımız sana yağ paketlerini biriktirip çekilişle Pinokyo bisiklet kazanmıştı. (1978)  Herkes heyecanla bisikletin mahalleye geleceği anı bekliyordu. Nerdeyse biz çocuklar mahallede protokol hazırlığı yaparmışçasına heyecanlıydık. Hatta bir önce akşam gözümüze uyku bile girmemişti. Ve beklenen an gelmişti. Pinokyo bisiklet Sana yağın katkılarıyla Mecit Bey sokağa giriş yapmıştı. Aman Allah’ım o nasıl bir şeydi. Biz çocuklar dört gözle bekliyorduk onu. Bir tur atabilmek için sıramızı bekliyorduk. 

Bakkal Mehmet Amca seni hiç unutmadık dükkanına girdiğimde hemen çokomeli hazırlamanı, teneke kutulardaki bisküvilerden hediye etmeni, gazozuna maç yapmadan önce Ankara gazozlarında indirim yapmanı... camına top geldiğinde kızardın ama hiç topumuzu kesmemiştin Oflu Amca gibi, ama oda çok iyi bir amca oldu bize, hep çalışmakla ilgili hikayeler anlatırdı bize…

Ya yufkacı güzeline ne demeli, parça yufka ikram etmesi bizleri dükkanına toplaması…hatta plastikten kapısında sineklik vardı her gün bir tanesini koparırdım. Dükkanın kapısına giderdim o arkada yufka açardı seslenirdim içeriye doğru “YUFKACI GÜZELİİİİİ” diye efendim derdi kapıya doğru gelirken hemen sineklikten bir tane koparırdım ne güzel günlerdi…

Daha o kadar çok anı var ki aslında ders gibi hepsi beynimize kazınmış. Sayısız mutluluklar yaşıyorduk o zamanlar… ama şimdi öylemi kayboldu o mutluluklar, çocuklarımızı sokağa çıkartmayı bırakın bakkala bile gönderirken tedirgin oluyoruz. Ürkek bir nesil yetişiyor ardımızda bu yazıma devam edeceğim. Ayşe teyzeyi, Şetaret hanım teyzeyi, Belma teyzeyi, Kadriye hanım teyzeyi ve nicelerini unutmak mümkünmü… Bülbül amca mekanın cennet olsun. Yakın zamanda kaybettik Bülbül amcamızı.

Çocuklarımıza çocukluğumuzdaki samimiyeti, dostlukları anlatalım. Her gün bir anıyla onlara arkadaşlığı öğretelim.

Kalın sağlıcakla...