Bir şehir düşünün ki sokakları çikolata kokan, şehrin siluetinin sulara yansıdığı berraklıkta kanalları ve şekerden yapılmışçasına minik, şirin evleri olan…
O halde peri masallarındaki şehre hoş geldiniz.
.jpg)
Masal şehir Brugge sizleri önce 11. yüzyıldan kalma gotik ve modern mimarinin harmanlanmasıyla inşa edilmiş binaları ile selamlıyor. Şehrin girişinde ise frak giyimli, silindir şapkalı fayton sürücüleri karşılarken, girişin hemen solunda yer alan gölde ördekler manzarayı enfes bir şekilde tamamlıyor. Buraya ‘Aşk Gölü’ denilmesine çokta şaşırmamak gerek aslında. Çünkü kuzeyin Venedik’i olarak bilinen Brugge’de şehrin tümüne hakim olan nostaljik atmosfer, Aşıklar Şehri denilmesindeki en büyük neden.
.jpg)
Girişte sizi karşılayan faytonlarla gezmek isterseniz, fayton sürücüsü aynı zamanda rehberlik hizmeti de vererek tarihi yapılar ve şehrin tarihçesine dair bilgiler veriyor. Yürüyerek gezmek isterseniz (ki ben öyle yaptım),minik çikolata ve goblen dükkanlarını tek tek ziyaret edebilir, patates ile gösteri yapan Belçikalıların farklı yöresel lezzetlerini deneyebilirsiniz. Küçücük taş evleri, Arnavut kaldırımlı yolları, çikolata kokan sokakları, kanal üzerinden geçebileceğiniz minicik köprüleriyle adeta bir masal şehir olan Brugge, adını Felemenkçedeki ‘köprü’ anlamından almaktadır.
.jpg)
Her yerini yürüyerek gezebileceğiniz küçüklükte olan bu orta çağ kasabasını gezerken, sanki şehir orta çağdan kalmamışta siz gelecekten geçmişe yolculuk yapıp, buraya gelmişsiniz hissiyatına kapılırsınız.
.jpg)
Brugge’de hayat o kadar farklıdır ki daha önce hiç yaşamadığınız farklı bir deneyim sizleri beklemektedir. Araba seslerinden, keşmekeşten, kaostan uzak Brugge’ün, gecesi ayrı güzel gündüzü ayrı güzeldir. Sabah sokaklarda pek çok turiste ve yerli halka rastlarken akşam el ayak çekilir ve şehrin sessizliğinde hülyalara dalarsınız. Gece şehre çöken sis bulutu, adeta peri masallarındaymışçasına alıp götürür sizi 11. yüzyıla. Asla uyanmak istemeyeceğiniz bir rüyadayken, kilisenin çan sesiyle bölünür gecenin sessizliği.
.jpg)
Markt ve Burg Meydanı’nın birleştiği alan şehrin en yoğun yaşandığı bölgedir ve şehre aşık olmama neden olmuştur. Sokak tabelaları Flemenkçe’dir. Evlerin tarihi dokularından, yerde ki kaldırımların tek bir taşına dahi dokunulmamış bu masal şehirdeki yapıların en yenisinin geçmişi en az yüz yıllıktır. Günümüze kadar orta çağ izlerini tamamıyla taşıyabilmesinin en önemli deneni 2. Dünya Savaşı’ndan zarar görmeden çıkabilmesidir.
Bir diğer nedeni ise, 11.yy’da Avrupa’nın başlıca ticaret merkezi iken, seller ve coğrafi değişiklikler nedeniyle şehrin dışarıyla bağlantısı kesilmiş, uzunca bir zaman sadece iki kanalla ulaşım sağlanmıştır. Bu da Brugge’ün zamanla unutulmasına neden olmuştur. Yüzyıllar sonra yeniden keşfedildiğinde ise, bin yılı aşkın tarihi dokusu ile günümüze kadar gelebilen önemli Ortaçağ kasabalarından en önemlisi olmuştur.
.jpg)
Unesco tarafından dünya mirasları listesine eklenen Brugge’de kendinizi çikolata cennetinde gibi hissedebilirsiniz. Aslında yabancı değiliz Belçika çikolatalarına. En önemli markalarından birisi olan Godiva, bir Türk markası olan Ülker tarafından satın alındığından beri, ülkemizde ulaşılabilirliği kolaylaştı. Bir diğer önemli markası olan Leonidas çikolatalarından tatmanızı, hediye olarak da binlerce çeşit ve farklı sunumları olan bu çikolatalardan almanızı öneririm.
.jpg)
Geçmişe yapılan bu yolculuktan asla çıkmak istemeyecek, her saniyesinde farklı bir duyguyu deneyimleyerek, kendinizi 11. yüzyılın dar sokaklarında bulacağınız Brugge’ü, görülmesi gereken başlıca yerlerden birisi olarak listenize eklemenizi şiddetle tavsiye ederim.
.jpg)