PARİS’TE AŞIK OLMAK, PARİS’E AŞIK OLMAK
Aşıklar şehri denildiğinde, şüphesiz akla ilk gelen şehirlerdendir Paris. Peki nedir Paris’i aşıklar şehri yapan?
Paris’i daha yakından tanımak için, önce 17.yüzyıla gitmemiz gerekir. 1800’lü yıllar… Sağlıksız hayat koşulları, aşırı nüfus artışı ve metrekareye düşen kişi sayısı oranında patlama, hastalıkların baş göstermesi, siyasi anlaşmazlıklardan kaynaklı ayaklanmaların artması… Sokaklar da pis sular ve kötü kokuların hakim olduğu hava, toplu veba ve kolera ölümlerine neden olmuştur. Dönemin ressamlarının tablolarına bakıldığında, yukarıda sıralanan kötü yaşam koşullarının tasvirlerine rahatlıkla ulaşılabilir. Fransız ünlü yazar Emile Zola’nın romanlarında da benzer ipuçlarına sıkça rastlanmaktadır. Hal böyle iken, Paris’in yenilenmenin şart olduğu düşünülmüştür. Dönemin ünlü mimarlarının beraber çalışması ile sunulan tasarılar hayata geçirildiğinde de, Aşıklar Şehri tanımının az bile kaldığı, günümüz modern Paris’i inşa edilmiştir.
Gözlemlerim sonucunda, şehrin sadece aşıklar şehri olmadığını, aynı zamanda makine şehir olduğunu da söyleyebilirim. Şöyle ki; şehrin merkezi simetri harikası, her şeyin birbiriyle bir bağlantısı var. Bazı yapılar bir diğerinin tamamlayıcısı. Paris Zafer Meydanı’nda bulunun Zafer Takı, Paris’in muhteşem mimari yapılarından sadece birisi, aynı zaman başlıcasıdır. Napolyon Bonapart tarafından I.Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden Fransız askerler anısına yaptırılmıştır ve 1923 senesinden beri, altında yanan ateş hiç sönmemiştir.
.jpg)
Paris’in sembolü olan Eyfel Kulesi, turist yoğunluğunun en çok yaşanan noktalarından birisi. Özellikle akşamları her saat başı müzik ve ışık gösterisi, her saatte ziyaretçilerle dolmasına neden olmakta. Gündüz, tepesine çıkıp Paris’i kuşbakışı seyredebilir, akşam ise uzaktan bile bu gösteriyi zevkle izleyebilirsiniz.
.jpg)
Paris’i turizm merkezi yapan bir diğer önemli nokta ise, hepinizin de tahmin edebileceği gibi Louvre Müzesi’dir. 1793 yılında açılan müzenin içerisinde, dönemin pek çok ressamına ait önemli eserler yer almaktadır. Leonardo Da Vinci’nin Mona Lisa tablosuna da ev sahipliği yapması, yoğun turist akımına neden olmaktadır.

Sienne Nehri’nde tekne turu, kesinlikle yapılması gereken aktivitelerde liste başı yazılmalıdır. Özellikle gündüz yapılması tavsiye edilen bu turda, Paris’in önemli tarihi yapılarını nehir tarafından rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz.
.jpg)
.jpg)
Paris’in turizm sembollerinden bir diğeri ise Notre Dame Katedrali’dir. 130 metre genişlik ve 35 metre uzunluğunda olan mimari, gotik tarzda yapılmıştır. Görenleri kendine hayran bırakan katedral, hala Roma Katolik katedrali olarak da kullanılmaktadır.
.jpg)
Pantheon, ilk yapıldığı yıllarda kilise olarak kullanılsada, dönemin önde gelenleri arasında sürekli anlaşmazlıklara neden olduğu için, sonrasında kilise olmaktan çıkmış ve ünlü isimlerin mezarlarının bulunduğu anıt olarak kalmıştır. Voltaire, Jean-Jacques Rousseau , Emile Zola, Victor Hugo gibi pek çok ünlünün mezarı bu yapıda bulunmaktadır.
.jpg)
Beni en çok etkileyen bir diğer nokta ise, Montmartre da yer alan Ressamlar Tepesi idi. Puzzle hastası olan ben, yaptığım puzzleların içerisinde kendimi bulunca çok etkilenmişimdir. Dar sokaklar ve her köşe başında ressamlar, Arnavut kaldırımları büyüleyici bir deneyim yaşamanıza neden olacaktır. Ve pek çoğunuzun da bildiği Amelie filminin çekildiği Cafe des Deux Moulins’te, kahvenizi içebilirsiniz.
.jpg)
Paris’e gidip Pont des Arts, yani Aşk Köprüsüne uğramamak olmaz. Özellikle nikahtan sonra yeni evli çiftlerin uğrak yeri olan Aşk Köprüsü’nde, kilidin üzerine aşık olduğunuz kişi ile kendi adınızı yazıp, anahtarı Sienne Nehri’ne attığınızda, aşkınızın bir ömür boyu süreceğine inanılıyor. Denemedim değil:)
.jpg)
Paris’i turizm merkezi yapan bir diğer nokta ise şüphesiz Disneyland. Özellikle okulların tatil olmasıyla Şubat ve Haziran aylarında, çocuk sayısında artışın yaşanmasına neden olmaktadır. Sadece çocuklara değil, büyüklere de pek çok alternatif sunan Disneyland’ta, tüm çizgi karakterlerin şölenle geçişi büyüleyici bir deneyim sunmaktadır.
.jpg)
Champs Elysees yani Şanzelize yani Fransızlar tarafından ‘ dünyanın en güzel bulvarı’ diye izah edilen caddede pek çok ünlü markayı bulabilir, çok şık restoranlarında yemek yiyebilir, kafelerinde dinlenebilir, kısacası keyif yapabilirsiniz. Şanzelize’ye gidip Laduree’de tatlı yememek büyük kayıp olur:)

Paris geziniz için, en az bir hafta ayırmanızı ve Fransa’nın, Paris dışında, başka bölgelerinde de yer alan önemli yerleri gezmenizi tavsiye ederim. Şarabın başkenti olan Fransa’da, Bordeaux bölgesine gidip, dünyaca ünlü şarapların üretim yerlerini ziyaret edebilirsiniz. Versay Sarayı’na gidip, muazzam bahçeleri olan dünyaca ünlü sarayı gezebilirsiniz.
.jpg)
Keyifli tatiller.