Son yıllarda sağlıklı yaşamın öneminin ve spor giyimin günlük yaşantımızın bir parçası haline geldiğinin hepimiz farkındayız. Spor giyinmeyi tercih etmemiz sadece modaya uymak değil artık rahatlığa ve fonksiyonelliğe önem veriyoruz. Ath- leisure akımını duydunuz mu? “atletik” ve “ günlük “ kelimelerin birleşmesi ile ortaya çıkmış yeni bir akım.
Yani artık bir kadının cafede arkadaşları ile otururken pilates taytı ve Nike Air Max giyip yanına da Louis Vuitton çanta alması çok sık karşılaşabileceğimiz bir görünüm haline geldi. Ben de dahil olmak üzere artık spor kıyafetleri günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline getirdik .
Sanırım pek çoğumuz Athleisur akımının bir parçası olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Tabiki markalar bu durumu fırsat bildi ve hızlıca bu yeni akım yükselişe geçti. Yapılan bir araştırmaya göre aktif giyim Amerika’da total giyim pazarına oranla 4 kat hızlı büyüme gösteriyor. Zaten son yıllarda spora duyulan talebe bakacak olursak paralel oranda artmış olduğunu görüyoruz. Fakat eskiden spor yaparken evdeki t-shirtleri , eşofman altlarını giyerdik. İşte bu yeni akım ile birlikte şimdilerde spor yaparken şık ve trendy görünmeye oldukça önem veriyoruz. Artık spor alanları öyle değişti ki spor yaparken de sosyalleşmeye başladık.
Hal böyle olunca her sosyal alanda olduğu gibi spor yaptığımız alanlarda da hoş, bakımlı , güzel görünme isyediğimiz artıyor tabiki. Aslında bu akımın oluşmasını altında yine sosyal medyanın etkisi yok değil, her zaman aktif, her zaman formda olma isteği ile paylaşılan fotoğraflar,hashtagler spor trendlerini de değişitrip spor şıklık dediğimz bu yeni akımların doğmasına sebep oldu.
Tabiki spor markaları bu durumu fırsat bilerek hemen tasarıma ve pazarlamaya odaklandılar. Aslında bir moda markasından beklentimiz sadece kumaşının fonksiyonelliği, sağlıklı ve rahat oluşu olmasıydı. Spor markaları bunun bir tık üstüne çıkarak ünlü moda tasarımcılarıyla iş birliğine gidip çok farklı projeler ile karşımıza çıkmaya başladılar bile.
Stella McCartney Adidas için, John Varvatos’un Convers için, Gisele Bundchen ‘ın Under Armour’ın yüzü olması ve Heidi Klum’un New Balance için kapsül tasarımlar hazırladığını düşünecek olursak artık markaların aktif giyimdeki fırsatı görmeye başladığı ve pazarlamaya ciddi şekilde önem verdiklerini söyleyebiliriz. Aktif giyim koleksiyonları hazrılayan markala arasında , Gap, H&M , Zara’nın alt markası Oysho , Victoria Secret’ın alt markası Pink gibi markalarda spor ürün tasarımlarını görmek mümkün.
Yükselen trendin içinde lüks tüketim markalarıda işin içine dahil oldular. Chanel bir defilesinde spor ayakkabı modeleri ile çıktı karşımıza, Dior’un üzeri taşlı spor ayakkabıları, yüksek tabanlı Jimmy Choo tasarımları neredeyse yok sattı.
Sağlıklı yaşamın önem kazanmsı ve günlük spor giyimin yaşamımızın bir parçası haline gelmesi ile spor pazarı ve spor ekonomisi oluştu diyebiliriz. Görüyoruz ki spor pazarında da müşteri odaklı pazarlama anlayışı hakim ve bu durum spor ekonomisinin gelişebilmesi için spor pazarında yaşanan rekabetin daha da artmasına sebep oluyor. Markaların cirolarını arttıran bu yeni akım kolay kolay kaybolacağa benzemiyor.